Fitnat's profileGülDikeniPhotosBlogListsMore Tools Help

Fitnat Estekin

Occupation

PowerToy: Custom HTML

Hoşgeldiniz Hit Counter
No list items have been added yet.
There are no music lists on this space.
No list items have been added yet.

GülDikeni

Söner yangın birazdan,yatışır özlem.Bir gün karşılaşırız...Bir gün, bir yarım akşam.
Photo 1 of 20
December 30

Gül ağlar mı?

 

Yeni hazırladığım bir site

Tıklayın

www.gulperi.net 

sevgi, şiir , hikayeler ve duygu seli - tüm kartlar ve şiirler Flash ve müzikli

E-Kartlar

sağlık, dedikodu, sohbet ve daha neler neler Animoticon

 

 


Gittiğim Gün

 

Gittiğim gün, yüzümde görmeye alışık olduğun gülümsemem olmayacak.
Bırakıp gittiğim gün var ya işte, çok sevdiğin ipek tenime dokunamayacaksın.
Arkamda seni , sevgini bıraktığımı düşünmeden karanlık geceye dalacağım.

Sen bensizliğe dayanamazken, ben sana kıyacağım.
Yitik duygularım ile yol alırken pişmanlığın kamburunu hissetmeyeceğim.
Sen geçmişi sorgulayıp " Nerede yanlış yaptım?" düşüncesi ile kahrolurken;
kanımda yalnızlığın verdiği sarhoşluk dolaşacak.
Öyle sarhoş olacağım ki uyandığımda gittiğimi unutmuş tanıdık eşyaları arayacağım.
Her sabah gördüğüm güzellikleri karşımda bulamayınca anlayacağım, anlayacağım ki...

Gözlerime gölgeler düşecek.
Bir kaç damla gözyaşı olacak gözlerimde.
Ağlamayacağım; hüzünlü geçmişimi sen de bıraktım ben.
Gözyaşlarım sen de kalsın.
O gözler ki aşk için gözyaşı dökerken, bugün sensizliğe ağlamayacak.

Gittiğim gün; sevdiğim tüm fotoğrafları yakacağım.
Geçirilmiş anları yok edeceğim birer birer.
Arkamda acıları bırakacağım.
Geçmişi düşleyerek istediğim anıları getireceğim aklıma.
Acıları anlardan çıkarıp sana saklaman için göndereceğim kanadı kırık bir kuşun kanadında.

Seni günden güne tüketirken, tesellim yalnızlık olacak.
Ne kadar arasan da karşına çıkmayacağım.
Lanetler okusanda ruhuma duymayacağım.
Bambaşka aşklar hayal edecek, özlemini çekeceğim.
Paylaşıldıkça çoğalan, çoğaldıkça bırakılmayan aşklar...

Gittiğim gün, yalanlarını unutacağım.
Kandırılışlarımı, aldanışlarımı, saflığımı, duygularımı sana bırakacağım.
Onlar ile teselli bulmanı isteyeceğim.
Çünkü aldandım, çünkü kandırıldım,
çünkü sevdim çünkü ... Çünkü bu ben degilim ...

 

 

 Herzaman iyi düşündüğümüzü zannederiz; ama gerçekten iyi düşünüyormuyuz?

verdiğimiz kararların doğruluğunu ve ağzımızdan çıkan en basit bir sözcüğün bile nelere mal olabileceğini düşünüyormuyuz?
aşağıdaki linke tıklarsanız Selçuk Yöntem in okuduğu bir şiiri dinleyeceksiniz ( laf aramızda müthiş bir ses doğrusu  )

Tıklayın korkmayın

İyi Düşünün



****

YAĞMUR KAÇAĞI

Elimden tut yoksa düşeceğim
Yoksa bir bir yıldızlar düşecek
Eger şairsem beni tanırsan
Yağmurdan korktuğumu bilirsen
Gözlerim aklına gelirse
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur beni götürecek yoksa beni
Geceleri bir çarpıntı duyarsam
Telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
Sarayburnu'ndan geçiyorum
Akşamsa eylülse ıslanmışsam
Beni görsen belki anlayamazsın
İçlenir gizli gizli ağlarsın
Eğer ben yalnızsam yanılmışsam
Elimden tut yoksa düşeceğim
Yağmur beni götürecek yoksa beni

ATILLA ILHAN


 ***

October 22

Forest Of My Dreams!

 

Forest Of My Dreams

Bitmez tükenmez martıların haykırışı var yüreğimde sana dair uçup gelen.
Bir yarım sesle sesleniyorum beni duyar mısın?
Ayın o acılı suratının ardından gün doğduğunda, kanatlarını çırpan bir küçük kuş olduğunda sabah,
sen yüreğini geçmisin kirinden arındırıp benim ellerime koyacakmısın?
Beni sevebilir misin?
Niyetli misin buna ?
Sen ilk yazın kucağında uyurken
yağmurlu serin akşamları düşünüp ödünç verilmiş yataklarda geçirdiğin sevişmeleri hatırlayıp
kahrolacak kadar niyetli misin buna?
Tograğın iliğine ve kemiğine işleyen çok eski bir yağmur kadar beni içinde barındıracak mısın?
Ay düşmüs toprakta menekşe kokulu öpüşmelerle gecikmiş iklimlerin ortasındayız seninle.
Zaman durdu sanki birden tartışmalar bitti.
Güneşe dönüyor ayçiçeği gün hızlandığında ve ben her güne uyandığımda sana dönmeye niyetli.
Sana diyor ki gözlerim; sen bir kırlangıç gibisin.
Hayatın sana verdiği uslanmaz ruhun içinde her baharda bana dönen ama güzün hep göç eden...
Ve ben korkuyorum seni sevmekten.
Bitmeyen şarkılarla avunmayacağım bundan böyle.
Bak şimdi gökyüzüne, hayali bir gölgeye dönüşüyor benim bedenim.
Her nefesinde solumaya başladın bile beni.
Ve ben korkuyorum.
Bir kasımpatı çiçek açıyor sarı taç yapraklarıyla.
Ve gözlerim tiryakisi olduğum kahvenin tadında.
Bunu biliyorum gece parçalanıyor, yıldızlar çıkıyor yüreğimden.
Kirpiklerim titremeye başlıyor.
Bu kız çocuğu yüreğine yumulmuş ve bir daha ağlamak istemiyor,
anlıyor musun?

***

Neye yarar,sözcükler!... Kalpleri kanatmaktan başka!...

Beni sevdiğini söylemen, neye yarar!... Neye yarar beni bir daha arasan ya da hiç aramasan!...
Neye yarar acı çeksen ... acı çeksem ...
Kaybettik birbirimizi ... kirlendik hayat gibi.
Gece, soğuk ... İstanbul, damla damla yağıyor, aşkımızın üzerine ...
Bu ev, senin soluğun olmadan ısınmıyor ... Kimbilir, nerdesin?
Hangi gözlerin içinde kaybettin, kanayan yüreğimi? ...

"Bir kente, aşkın için gelmek ne güzel ama sakın, aşk için bir kenti terketme!"
demişti birisi ..
"İstanbul bunu hak etmiyor, sen hak etmiyorsun !" demişti ...

Oysa bilinmezliğin yolculuğuna biletimi çoktan kestirdim ben ...
Gidiyorum ... Kaçıyorum ... Yorgunum ...

***



September 10

Mutluluk kolay,sevgilim!


Mutluluk kolay, sevgilim!
 
Adınla geldi işte; aşk;
o büyük harcanma ...
Bugüne dek kendim için ne istediysem;
işte, ellerinde ...
Ne yaparsan yap,
işte harcanıyorum seninle ...
Adınla tükeniyorum ...
Ne varsa benimle bilinen,
sende tükeniyor ...
Aslıma dönüyorum aşkınla ...
İşte, hayat bize izin verdi;
seninle sevmeyi yaşıyorum,
mutlu tesadüflerle ...
Ama mutluluğun da üstünde bir yer var;
aşkdan bile büyülü acı orası.
Mutluluk kolay, sevgilim! ...
Orada, yukarıda, sana senden yakın bir sen var.
Onu görünce, kendine hasretinle kucaklaşacaksın;
o yukarıda buraya dönülmeyecek bir yer var ...
Var mısın oraya benimle gelmeye?
 
Cezmi Ersöz
 
***
 
Artık ölümden korkmuyorum.
Çünkü içim seninle öyle dolu ve seni öylesine çok özlüyorum ki
böyle zamanlarda beni öldürmek isteyecek olanları bile anlayabilir, onları hiç sorgusuz bağışlayabilir,
hatta kaderleri için üzülebilirim.
Çünkü bilirim ki öldürmek,
ölmekten çok daha korkunçtur.

***


Beyoğlunda bir yalnızlık otelinde, yaşlı bir şair kadının öldüğünü haber veriyorlar.
Geride bir gün mutlaka döneceğine inandığı sevgilisi için yazdığı, eski Türkçe yüzlerce şiir bırakmış.
Keşke onu yaşarken tanısaydım, diye geçiyor aklımdan.
Ona aşkın ve özlemin ne olduğunu sorsaydım.
Ve ben hiç söylemeden bana bakıp senin varlığını tahmin ederek,
tek bir dize fısıldasaydı kulağıma: 'ölürsem beni seni ararlar şimdi.'

Ve bu şiir dizesiyle bir kapının daha açıldığını hissetseydim, önümde: önümüzde ...

Vefalı ve sır vermez bir-iki otel görevlisiyle, Feriköydeki kimsesizler Mezarlığına götürüyoruz,
şair kadının cenazesini.
Orada kendim, kişisel tarihim için çok önemli anlar yaşarken,
yinede ruhumun yarısı yakıcı bir arzuyla, burada olsan neler düşüneceğini, düşünüyorum .

Yer yokmuş. Bu yüzden dik gömülmesi gerekiyormuş.
Yalvarıyorum mezarcılara, 'o bir şair, şairden öte sevgilisini hep beklemiş, hep özlemiş biri;
bu yüzden çok yorgundur şimdi, ne olur onu dik gömmeyin!' diyorum.
'Mevzuat böyle, kimseye ayrıcalk yapamayız,' diyorlar.

Bu konuşmalar sürerken bağışlayan ve her şey geçer, her şey biter, diyen bir yağmur başlıyor ...

Şimdi hayatını sevgilisini özleyerek ve ona şiir yazarak geçiren, sonra da yapayalnız ölen o şair kadın da sendin,
yazdığı eski yazı şiirler de, onu dik gömmek zorunda kalan gariban mezarcılar da her şey geçer,
her şey biter, diyen yağmur da sendin... ....

Sadece sevgin koruyor beni. Bu yüzden, artık ölümden korkmuyorum

Cezmi Ersöz
(Derinliğine kimse sevgili olamadı)

***

January 03

Bir Düş

 

BİR DÜŞÜN İÇİNDE BİR DÜŞ

Alnına konsun bu öpüş!
Ve, şimdi senden ayrılırken, İtiraf edeyim ki-
Günlerimi bir düş Sayarken yanılmıyorsun;
Ama, umut gitmişse uzaklara
Bir gece ya da bir gün
Bir görüntüde ya da bir şeyde olmaksızın
Fark eder mi bu yüzden?
Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz
Yalnızca bir düş içinde bir düş.
Kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının
Haykırışları içinde duruyorum:
Ve altın kum taneleri Tutuyorum avucumda-
Ne kadar az!
Ama nasıl da Süzülüyorlar parmaklarımın arasından derinlerine
Ben ağlarken - ben ağlarken!
Ah Tanrım!
Daha SIKI Tutamaz mıyım onları?
Ah Tanrım!
Tekini bile kurtaramaz mıyım acımasız dalgadan?
Bir düşün içinde bir düş mü bütün gördüğümüz ve göründüğümüz?

EDGAR ALLAN POE

 

***

İki Defa
(Bir Norveç Sevda Şiiri)

Her şeyi iki defa buldum ben
Gökyüzünü, güneşi, yıldızları
Ve ne varsa baharla gelen:
İlkin gözlerimi açtığım gün dünyaya
Sonra hayatıma girdiğin gün sen.
Ölümüm de iki defa olacak benim:
Önce, sen beni unuttuğun için
Sonra, ben senden vazgectiğim gün
İki defa öleceğim.
Ama bu öyle uzak, öyle olanaksız ki
Gerçek ölüm geldiğinde bizi
Yine koyun koyuna bulacak
Ve uyandırmaya kıyamayacak.

Magli Elster

***